Hava Temizleme Cihazlarındaki Filtrelerin ve UV Işığının Önemi

Yaşadığımız kapalı alanlarda hava kalitesinin korunması büyük önem taşımaktadır. Bu sorun, havalandırmanın yetersiz olduğu yapılarda yaşanan hastalıklar ile kendini göstermektedir. Yoğun insan sirkülasyonuna sahip mekânlarda havalandırmanın önemi kendini ciddi rahatsızlıklar ile belli etmekte, ayrıca bizleri dış tehditlerden koruyan evler bile bu tehdidin başka bir kolu olarak varlığını sürdürmektedir.

Yaşam alanlarında bulunan gözle görülmeyen virüs ve bakteriler kalıcı hastalıklara neden olabilmektedir. Bu tip rahatsızlıkların oluşmaması için yaşam alanlarının zemin sterilizasyonu kadar hava ortamlarının da sterilize edilmesi, bakteriden ve canlı organizmalardan arındırılmış olması gerekmektedir. Erişkin insanların dakikada ortalama 7 – 8 litre hava teneffüs ettiği ve günümüz yaşam şartlarının büyük bir bölümünün kapalı alanlarda zaman geçirilmesi gerekliliğinin hesaba katılması ile klimaların bahsi geçen sterilizasyon uygulamalarında yetersiz kaldığı ifade edilebilir. Klimaların yetersiz kaldığı noktanın yolu ise hava temizleme cihazlarından geçmektedir. Virüs, bakteri, küf ve mantar gibi zararlı partiküllerin oluşturduğu sorunları kişiye herhangi bir alerjik reaksiyon yaşatmadan çözmektedir. Sadece bahsedilen problemleri değil; hamilelerin, çocukların ve astım rahatsızlığı olan bireylerin havasını sterilize ederek hava kalitesini arttırmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında her yaştan insana uygun olması ile fayda sağlayabilmektedir. Hava temizleme cihazları, birden fazla filtreye sahip olması ile bulunulan mekandaki zararlı maddeler ile başa çıkabilmektedir. Dolayısıyla seçilen cihazda kullanılan filtreler ana noktalardan biridir. Günümüzde en çok tercih edilen filtreler aşağıdaki gibi sıralanabilmektedir.

Aktif karbon filtre: Bu filtrenin yüzeyinde oldukça fazla gözenek bulunmaktadır. Bu gözeneklerle bulunduğu mekandaki kötü koku ve zehirli gazları yakalayarak, içerisine hapsetmektedir. Genellikle havada salınan uçucu organik bileşenleri filtrelemek üzere kullanılmaktadır. Tek başına küf, nem gibi molekülleri ayrıştırmakta kullanılamamaktadır.

Hepa 13 filtre: Havadaki polen, toz akarları ve duman gibi 0.3 mikronluk parçacıkların en az %99,97’sini etkili olarak temizleyebilmektedir. Böylelikle hassas filtre özelliğini üstlenmektedir. 

Hepa 13 ve aktif karbon filtrelerinin bir takım çalışması sergilediklerinden söz edilebilmektedir. Ancak bu uygulamanın tamamlayıcı noktasını hiç şüphesiz UV ışığının kullanımı oluşturmaktadır. Ultraviyole teknolojisi (UV ışığı); enfekte bir kişinin hapşırması/öksürmesi sonucunda patojenlerin, nem damlaları olarak havaya karışması sonucunda kimliğini değiştirebilme gücü olarak aktarılabilir. Havaya karışan patojenler 1 – 5 nm aralığında boyutlarında ve saatlerce havada asılı kalabilme özelliğine sahiptir. Ultraviyole ışık ise bu zararlı mikroorganizmalara UV ışığı ile nüfus etmekte ve DNA’sını değiştirmektedir. Bu eylem sırasında hücre ölümü gerçekleşmektedir. UV ışığı tüm bunları UVA, UVB ve UVC ışınlarını kullanarak yapmaktadır.