Ofisler için Klima Seçimi Nasıl Yapılır?

Gelişip, değişen dünya ile kişilerin yaşam alanları evlerinden çok iş yerleri olmaya başlamıştır. Çoğunlukla ofislerin cephe tasarımında cam kullanılıp, pencere açıklığının verilmemesi havalandırma problemi oluşmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda mekanın iklimlendirme, havalandırma eylemi klimaların elverdiği ölçüde gerçekleşmektedir. Günün büyük bir bölümünün geçirildiği bu alanlarda, kullanıcı ihtiyacının belirlenip, doğru planlamaların yapılması gerekmektedir.

Klimaların en önemli işlevi mekanı soğutmak – ısıtmak ve hava kalitesini iyileştirmektir. Ancak klimaların fiziksel etkilerinin yanı sıra psikolojik etkilerinin varlığı ofislerde kendini göstermektedir. Bahsedilen etki kullanıcıların motivasyonuna doğrudan etki etmesi olarak nitelendirilebilir. Bu bağlamda klimaların seçimi için bazı önemli noktalar bulunmaktadır.

Öncelikle klimanın bulunacağı alanının ölçeğinin iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. Ölçek, çalışma ofisinin boyutunu ifade etmektedir. Seçilecek olacak klimanın kapasitesi, odanın büyüklüğüne göre değişkenlik gösterecektir. Bu duruma; küçük ölçekli mekanlarda, daha küçük kapasiteli klimaların ihtiyaç duyulması, büyük ölçekli mekanlarda, alanın iklimlendirmesinin doğru yapılabilmesi için yüksek kapasiteli bir klimanın ve hatta bazı durumlarda birden fazla klima ünitesinin gerekliliği örnek olarak verilebilmektedir. Soğutmak veya ısıtılmak istenilen mekanın ölçeği büyüdükçe, klimanın harcayacağı enerji de o oranda artacaktır. Dolayısıyla enerji tasarrufunun sağlanması adına klimanın gücü, kullanılacak mekana uygun olmalıdır. Bu konuda ilk olarak BTU değerine bakılmalıdır.

Oda Büyüklüğü (m²) Yaklaşık BTU Değeri
10 – 18 m² 9.000 BTU
18 – 26 m² 12.000 BTU
26 – 40 m² 18.000 BTU
40 – 52 m² 24.000 BTU
52 – 92 m² 42.000 BTU
92 – 100 m² 45.000 BTU

Teknik olarak BTU (British Thermal Unit), yarım litre suyun sıcaklığını bir derece arttırmak için klimanın harcadığı enerjiyi göstermektedir. BTU değerini bilmek, kullanılmak istenilen alanı belirtmek konusunda yardımcı olmaktadır.

Sadece çalışma alanının büyüklüğü değil, mekanın kullanıcı sayısı da klima seçiminde rol oynamaktadır. Kullanıcı sayısı ne kadar yüksek olur ise soğutma – ısıtma gücü ihtiyacı da bir o kadar yüksek olacaktır. Bahsedilen durumu telafi etmek için klimanın derecesini yükseltmek – düşürmek anlık çözüm olacaktır. Ancak olması gereken dereceye ulaşmak ve onu koruyabilmek adına daha fazla çalışması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu durum klimanın fazladan çalışması ve bu yükün motoru zorlayıp, aşınma ve yıpranma riskinin doğması anlamına gelmektedir.

Genellikle cihazdaki enerji verimliliği, EER (Enerji Verimliliği Oranı) ile ölçülmektedir. Bu oran, soğutma – ısıtma kapasitesinin güç girişi ile olan ilişkisidir. Yüksek EER kapasitesine sahip klima ünitesi, düşük dereceye sahip olandan daha verimli olacaktır. Çalışma alanlarında uzun vadeli bir çözüm için yüksek dereceli birim arayışında olunmalıdır.

Ele alınan gereksinmelerin son noktasını, lisanslı bir iklimlendirme uzmanıyla çalışmanın gerekliliği oluşturmaktadır. Yalnızca ofislerde değil, tüm yaşam alanlarında lisanslı bir kurumla çalışmak; ünitenin doğru tip, boyutta olduğundan ve doğru biçimde kurulduğundan emin olmasını sağlayacaktır. Böylelikle tüm güvenlik ihtiyaçları ve kurulum standartları karşılanacaktır.